Alternatif Forum - KURANDAKİ ÇELİŞKİLER - 3



KURANDAKİ ÇELİŞKİLER - 3

Array
Arthur
Fri 6 July 2007, 03:41 pm GMT +0300
Kur'an, Üzeyr (Ezra) Adındaki Kişinin Yahudiler Tarafından Tanrı'nın Oğlu Olarak Kabul Edildiğini Bildirmekte; Oysa Yahudiler Böyle Bir İnanca Sahip Olmamışlardır


Makale No : 64
Makale: Muhammed'in söylemesine göre Tanrı, Hıristiyanlara ve Yahu­dilere hitaben:

 

"Allah onları kahretsin" (Tevbe Suresi, ayet 2933)

 

diyerek çatmıştır. Ve çatmasının sebebi de Hıristiyanların İsa'yı ve Ya­hudilerin de Üzeyr'i (Ezra'yı) Tanrı'nın oğullan olarak kabul etmeleri­dir. Gerçekten de Tevbe Suresi'nde şu yazılı:

 

"Yahudiler, Ü zeyr Allah'ın oğludur dediler! Hıristiyanlar da, Mesih (İsa) Allah'ın oğludur dediler. Bu onların ağızlarıyla geveledikleri sözlerdir. (Sözlerini) daha önce kafir olmuş kim­selerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan batıla) dönüyorlar" (K. 9, Tevbe Suresi, ayet 30).

 

Yine Muhammed'in söylemesine göre Tanrı, bu tür bir inanca saplı bulunan Yahudileri ve Hıristiyanları sorguya çekecek ve had­lerini bildirecektir. Ebu Said'in rivayetine göre Muhammed'in ko­nuşması şöyle:

 

"... Allah'a ibadet etmiş olanlardan maadası kalmayınca, taifei Yehudun birtakımı çağrılıp kendilerine: 'Siz kime tapardınız?'diye sorulacak. (Onlar) 'Biz, Allah'ın oğlu Uzeyr'e tapardık' di­yecekler. Bunun üzerine onlara denilecek ki: 'Siz, yalan söylüyor­sunuz. Allahu Teala hiçbir eş, hiçbir oğul edinmiş değildir. Şim­di söyleyiniz, istediğiniz nedir?' O taifei Yehud da: 'Ya Rab, pek susadık, bize su ver' niyazında bulunacaklar. Bu taleb üzerine: 'Haydi, su basına gelmez misiniz?' diye kendilerine işaret vaki olacak. Onlar bir araya getirilip (cehennem ateşine) doğru sevk edilecekler. O (cehennem ateşi) ki onların nazarında yalımları birbirini kırıp geçiren serab gibi görünecek ve onu su zannedip yekdiğeri ardınca ateşin içine dökülecekler. Sonra (Hıristiyanla­rın) birtakımı çağrılıp kendilerine: 'Siz, kime tapardınız?' diye sorulacak. (Onlar): 'Biz, Allah'ın oğlu Mesih'e tapardık' diyecek­ler. Bunun üzerine onlara da denilecek ki: 'Siz yalan söylüyorsu­nuz, Allahu Teala hiçbir eş, hiçbir oğul edinmiş değildir. Şimdi söyleyiniz, istediğiniz nedir?' (Hıristyianlar da): Ya Rab pek su­sadık, bize su ver' niyazında bulunacaklar. Bu taleb üzerine: 'Haydi su başına gelmez misiniz?' diye kendilerine işaret vaki olacak. Onlar bir araya getirilip (cehennem ateşine) doğru sevk edilecekler. O (cehennem ateşi) ki onların nazarında yalımları birbirini kırıp geçiren serab gibi görünecek ve onu su zannedip yekdiğeri ardınca ateşin içine dökülecekler."1

 

Her ne kadar Muhammed'in "hadis" şeklindeki bu sözleri vesi­lesiyle yorumcular: "Üzeyr ile Mesih'e tapanlar Yahudilerin ve Hı­ristiyanların yalnız birer taifesidirler" şeklinde konuşurlarsa da,2 Kur'an'da sadece bir taifeden değil fakat Yahudilerle Hıristiyanların tümünden söz edilmektedir. Fakat her ne olursa olsun, ortada bir ya­nılgı var ki, o da Yahudilerin Üzeyr'i (Ezra'yı) Tanrı'nın oğlu olarak kabul ettiklerine dair olan satırlardır. Her ne kadar Hıristiyanlar İsa'yı Tanrı'nın oğlu olarak kabul etmişlerse de Yahudilerin kutsal

 

1  Buhari ile Müslim'in, Ebu Saidi Hudri'den rivayetleri için bkz. Sahihi Buharı Muhtasarı..., Diyanet Yayınlan, c.H, s.824825.

2 Diyanet'in açıklaması için bkz. Sahihi Buharı Muhtasarı:.., c.II, s.826.

 

bildikleri kitaplarda Üzeyr'in, Tanrı'nın oğlu olduğuna dair bir kayıt geçmez; daha başka bir deyimle Yahudiler Üzeyr'i Tanrı'nın oğlu diye kabul etmiş değillerdir. Çünkü bu kitaplarda, özellikle Tev­rat'ta, belirtilen odur ki, Üzeyr (Ezra)3 vaktiyle Fars Kralı Artahşasta dönemininde yaşamış olan Yahudi kahinlerinden biridir ve Tan­rı'nın buyruklarının ve İsrail'e olan kanunlarının yazıcısıdır. Babil'in İranlılar tarafından fethedilmesinden sonra Fars Kralı onun, İsrail kavminden ve kahinlerinden gönüllü olarak "Yeruşalim'e" git­mek isteyenlerle birlikte ve Babil vilayetinde bulacağı gümüşleri ve altınları alarak gitmesine izin vermiştir.4 Bu izin üzerine Üzeyr ken­disine katılanlarla birlikte Yeruşalim'e gelir ve orada bulunan "Al­lah'ın evi"nin önünde ağlayarak yere kapanır ve dua eder. Tam bu sırada İsrail'den büyük bir cemaat, erkekler, kadınlar ve çocuklar olarak yanına toplanırlar: Hepsi de ağlayış içerisindedirler. Elam oğullarından biri Üzeyr'e (Ezra'ya) hitaben şöyle der:

 

"Biz Allahımıza karşı hainlik ettik ve memleketin kavmlanndan yabancı karılar aldık... (fakat şimdi) Allahımızın emrinden titre­yenlerin öğüdüne göre bütün karıları ve onlardan doğanları bı­rakmak için, şimdi Allahımızla ahit keselim ve şeriate göre yapıl­sın. Kalk, çünkü iş senin üzerindedir ve biz seninle beraberiz.."5

 

Bunun üzerine Üzeyr onlara şöyle der:

 

"Siz hainlik ettiniz ve İsrailin günahını artırmak için yabancı karılar aldınız. Ve şimdi atalarınızın Allahı Rabbe suçunuzu itiraf edin, ona hoş olanı yapın ve memleketin kavmlanndan ve yabancı kanlardan ayrılın."

 

Üzeyr'in bu emri üzerine İsrailli erkekler, yabancıdır diye zaval­lı kadıncağızları boşarlar. Ve işte Yahudilerin inancına göre Üzeyr, bu emri veren bir kahindir; Tanrı'nın oğlu filan değildir.

 

3  Üzeyr'in MÖ 370360 arasında öldüğü söylenir.

4  Bkz. Ahdi alatik'te Ezra Bölümü, Bap: 7 vd.

5  Bkz. Ezra..., Bap 10: 24.

 

Şimdi sorulacaktır: Nasıl olur da Kur'an, Üzeyr'in Yahudiler ta­rafından "Tanrı'nın oğlu" olarak çağrıldığını yazabilir? Bunun açık­laması şu olması gerekir. Birçok vesileyle belirttiğimiz gibi Mu­hammed, Medine'ye hicret ettikten sonra, bir süre Yahudilerle iyi geçinme siyaseti izlemiştir; çünkü onlardan para ve silah temini ba­kımından yardımlar edinmiştir. Bu sayededir ki, çete saldırıları ter­tiplemiş, Mekke kervanlarına karşı çeteler yollamış, bu kervanları ele geçirerek ganimetler almış, yavaş yavaş güçlenmeye başlamış ve daha sonra Yahudileri kendisine boyun eğdirtmek, Müslüman yapmak istemiştir. Bunu sağlayabilmek için şunu öne sürmüştür ki, Tanrı'nın onlara gönderdiği Tevrat, Müslümanlığın esasını kapsa­yan bir kitaptır ve bu Tevrat, bir süre uygulandıktan sonra onlar ta­rafından çeşitli yolarla tahrif edilmiş ya da kaybolmuş ve Yahudile­rin hafızalarından silinmiştir. Ve işte şimdi Tanrı, Tevrat'ı doğrula­yan Kur'an'ı göndermiştir; bu nedenle Yahudilerin Kur'an'a uyma­ları gerekir; çünkü Kur'an, Tevrat'ın doğrulayıcısıdır!

 

Ve işte Muhammed, Üzeyr'in Babil'den Kudüs'e dönüşü hikaye­sini, farklı bir şekle sokmak suretiyle bu doğrultuda değerlendirme­ye çalışmış olmalıdır. Nitekim Tabari'nin Tafsir alTabari, Muham­med b. b. alSa'ib alKalbi'nin Mafatih algayb, alHazin'in Lubab altavil fi ma'ami'altanzil, Kurtubi'nin Tafsir alKurtubi ya da Beyzavi'nin Anvar altanzil gibi yapıtlarından ve İslamın diğer te­mel kaynaklarında Üzeyr ile ilgili olarak yer alan rivayetler, bunun böyle olduğunu kanıtlamaya yeterlidir. Bu rivayetlerden birinde, güya Yahudiler, bir süre Tevrat'a, bağlı kaldıktan sonra kendi başla­rına buyruk olmuşlar ve Tanrı emirlerini unutmuşlar, peygamberle­rini öldürmeye başlamışlardır. Bu yüzden Tanrı onları cezalandır­mak üzere kalplerinden Tevrat'ı silmiş, Tevrat'ın sandığını (yani alTabut'ü) ellerinden almıştır. Bunu gören Üzeyr, Tanrı'ya yalvararak O'ndan Tevrat'ı yeniden öğretmesini istemiş ve Tanrı bu dileği ka­bul ederek Tevrat'ı onun hafızasına yerleştirmiş ve alTabut'u tekrar

indirmiştir. Bunun üzerine Üzeyr, kendi kavmine Tevrat'ı öğretmistir. Kavminin insanları, kendilerine öğrenilen Tevrat ile alTabut'taki Tevrat'ın aynı olduğunu anlayınca: "Bu Üzeyr Allah'ın oğludur" diye konuşmuşlardır!

 

Bir diğer rivayete göre güya alAmalika kavminin saldırısı üze­rine Yahudiler yenilgiye uğramışlar ve ellerindeki Tevrat'ı yitirmiş­lerdir. Yahudi alimlerinden hayatta kalanları ise, Tevrat'ın kitapları­nı dağlara gömüp başka diyarlara göç etmişlerdir. O sırada dağlar­da yaşamakta olan Üzeyr durumu öğrenmiş ve üzülmüştür. İşte bu üzüntü içerisindeyken, bir aralık dağda bir mezar başında bir kadın­la karşılaşır. Onunla konuşurken Tevrat'ı en iyi bilen kimse olduğu­nu anlatır ve her bir parmağına bir kalem bağlayarak Tevrat'ı yeni baştan yazar. O sırada Yahudi alimleri geri gelirler ve dağlara göm­dükleri Tevrat'ı çıkarıp Üzeyr'in yazdıklarıyla karşılaştırırlar ve bu ikisinin aynı olduğunu görürler. Ve görünce: "Allah bunu sana an­cak O'nun oğlu olduğun için verdi" derler.

 

Fakat hemen ekleyelim ki, bu rivayetle ji anlatan İslam kaynakla­rı (örneğin Kurtubi, alNakkaş, Fahr alDir  alRazi, Beyzavi gibi ün­lüler) dahi, Üzeyr ile ilgili bu sözlerin bütüaı Yahudiler tarafından de­ğil sadece içlerinden bir cemaat tarafından, hatta sadece bir kişi tara­fından söylendiğini bildirmekteler. Tafsir alTabari'de, bu sözlerin sadece Finhaş b. Azura adında biri tarafınclan söylendiği yazılı. 6

 

Fakat her ne olursa olsun anlaşılan o ki, Üzeyr ile ilgili Tev­rat'taki hikaye, Muhammed'in günlük siyasetine yatkın düşecek şekle sokularak Kur'an'a alınmış ve Tevbe Suresi'nde:

 

"Yahudiler: 'Üzeyr Allah'ın oğludur dediler!..."

 

olarak yansıtılmıştır. Oysa Üzeyr, Yahudiler tarafından Allah'ın oğ­lu olarak kabul edilmiş değildir.

 

kasas
Fri 6 July 2007, 03:55 pm GMT +0300
bir kez allahın oğlu olarak değil kendi tanrılarınınoğlu olarak

Arthur
Fri 6 July 2007, 04:10 pm GMT +0300
sonuç olarak çelişkiyi kabullenmek zorundasınız Allah dediğiniz (Pagan Tanrısı) Ay üzerine yemin eden, (Ay Tanrısıdır çünkü), bir mitolojidir.

kasas
Fri 6 July 2007, 04:14 pm GMT +0300
abi sen varya bir kaç yerden kulaktan doğma bir şey öğreniyon sonra ötüyon sen kuran nedir onu bile bilmiyorsun bence adresini verde sana medeniyetin kitabını yollayım öğren bırak bu propagandalarıda olur

nıstrator
Fri 6 July 2007, 05:03 pm GMT +0300
baktım olacak gibi değil tekrar bu yazıyı indiriyorum arthur okuda bir şeyler kap...


Ay kültü iddiası:

Bu iddianın ilk çıkış noktası fanatik Hristiyanlardır. İslam dinini karalama çalışmasıyla bu iddiaları ortaya atmaktadırlar. Buna göre ‘Allah’ ismi, Kur’an’ın gelişinden de önce vardı. Araplar, İslam dininden önce de Allah’ı biliyorlardı. Bu iddiaya göre Allah yani El- İlah, Ay Tanrısının adıydı. İslam inancı da Ay kültünden gelmekteydi. Bu iddiaların ışığında İslam dininin ,diğer semavi dinlerle hiçbir ilgisinin olmadığını, arkeolojik bulgularda bulunmuş bazı kabartma resimleri delil olarak öne sürerek ispat etmeye çalışmaktadırlar.
Bu iddiaların tümü açıkça saptırmadır. Bu iddialar detaylı incelendiğinde gerçek bir temelinin olmadığı ortaya çıkacaktır.
Şimdi madde madde bu iddialara bakalım:

1-Arapların İslam öncesinde Allah inancına sahip olduğu fikri yeni bir buluş değildir. Peygamberimizin babasının adı bizzat “Abdullah” (Allah’ın kulu) tır.
İslam dininden önce de Allah kavramının Araplar tarafından bilindiği gerçeği Kur’an’da da bir çok ayette ifade edilir. Bunlarda birisi şöyledir:

Haberin olsun; halis (katıksız) olan din yalnızca Allah’ındır. O’ndan başka veliler edinenler (şöyle derler:) “Biz, bunlara bizi Allah’a daha fazla yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz.” (39 Zümer Suresi - 3)

Bu ayetten de anlaşılacağı gibi peygamberimizin döneminde müşrikler Allah’ı biliyordu ama “Putlara bizi Allah’a yakınlaştırsın diye tapıyoruz.” diyorlardı. Onların inancında Allah’ı tümüyle bir inkar söz konusu değildi. Sadece bazı putları ona ortak koşuyorlardı.
Allah inancı, İslam öncesi diğer hak dinlerden gelmektedir. İslam dininin ilk geldiği dönemde İbrahim dininden gelen “Hanef Dini ‘’ de bu ortamda bulunmaktaydı.Hanefiler, bu dini dejenere etmekle beraber ,ilk başından beri var olan birçok ibadet ve inancı ana hatlarıyla korumayı başarmışlardı. Bu yüzden İslam öncesinde de Allah inancı , hac, namaz, oruç gibi ibadetler bozulmuş da olsa halen mevcuttu. Dolayısıyla İslam geldiğinde, bu kavram ve ibadetleri onlardan almamış, aksine onları ilk defa insanlara buyuran Allah, yanlış yapılan uygulamaları düzelterek tekrar Hz. Muhammed vasıtasıyla bildirmiştir.

2- Bu konuda delil olarak gösterilmeye çalışılan arkeolojik bulgular da kasıtlı olarak çarpıtılmaktadır. Bu bulgular Mekke bölgesinde değil oradan çok daha uzak olan Güney Arabistan bölgesinde bulunmuştur. Bu bulgular kasıtlı olarak Kuzey Arabistan’da bulunmuş gibi gösterilmeye çalışılmaktadır. Bunların Mekke bölgesinde yaşayan Araplarla hiçbir alakası yoktur.

3- Ay tanrısı Arkeolojik bulgularda “Sin” olarak geçer. Allah (el-ilah) kelimesinin Ay Tanrısı olduğu iddiasını destekleyecek hiçbir kanıt yoktur. Buna rağmen bu tarz iddialarda bulunanlar, birkaç resim koyup altına da böyle bir yorum yazarak Ay Tanrısının, Allah olduğunu iddia ederler. Eğer bunun kökeni biraz araştırılırsa, bu iddiaların fanatik din düşmanlarının vehmi olduğu ortaya çıkacaktır.

4- Camilerin kubbesindeki ay sembolünün de Ay kültünün bir uzantısı olduğu delil olarak sunulmaktadır. Bu da oldukça desteksiz bir iddiadır. Camilerin tepesine ay sembolü konulması Peygamberimizin döneminde kullanılan bir sembol değildir. Hatta halifeler döneminde de kullanılmamıştır. Bu sembolü ilk kullananlar Emeviler de olmamıştır. Bu adet ilk defa Araplar tarafından değil, Türkler tarafından uygulanmıştır. Alparslan 1064′te Ani’yi fethedince camiye çevrilen katedralin kubbesindeki büyük haçı indirtip yerine büyük bir hilal koydurmuştur. Ve bundan sonra bu uygulama gelenek haline gelmiştir.
Ayrıca ay sembolü İslam öncesi Türk toplumuna ait bir simgedir. En son yapılan kazılarda bulunan sikkeler, ay sembolünün İslam öncesi Türkler tarafından kullanıldığını ve bir Türk adeti olduğunu ortaya koymaktadır.
İslam öncesi Göktürklere ait sikkeler Kırgızistan’da yapılan kazılarda bulunmuştur. Bu sikkelerde göze çarpan bir nokta bunlarda da ay sembolünün kullanılmış olmasıdır.
Göktürk Sikkelerinde Ay Yıldız başlıklı haberi okumak için tıklayınız
(http://www.trt.net.tr/wwwtrt/hdevam.aspx?hid=117531&k=6)
Müslümanların ay takvimi kullanmasının yine Ay kültüyle alakası yoktur. İslam geldiğinde var olan takvim budur. Ve Müslümanlar da bunu kullanmışlardır. ‘’Müslümanlar sonradan bu takvime geçmişlerdir’’ gibi bir iddianın hiç bir temeli yoktur. Sadece, akla gelen herşey, bu şekilde temelsizce vehimlerle, bilimden ve akıldan uzak bir şekilde açıklanmaya çalışılmıştır.

5- Bu konuda en açıklayıcı nokta ise Allah kelimesinin kökeni ile ilgilidir. Allah kelimesi “El-İlah”tan gelir. “El” takısı İngilizcedeki “the” gibidir. Allah (El- İlah) “The God” anlamına gelir. Yani Allah El- İlah belli bir ilahtır. Bu kelime sadece Arap dilinde yoktur. Arapça’nın mensubu olduğu Sami dillerinde de bu kelime vardır. Örneğin İbranice’de “Elohim” ( Tanrı) kelimesi bu kökten gelir. Ayrıca yine aynı dil ailesinden gelen ve Hz.İsa’nın ana dili olan Aramice’de de aynı kelime vardır. Hem de Arapça’daki “İlah” kelimesiyle aynı kelimedir. Okunuşu da aynıdır.
Bu konuda Aramice bir sözlüğe ulaşamayanlara bir filmi kaynak olarak gösterebiliriz. Mel Gibson’un yönettiği “Passion” filminde, konu orijinali gibi olması için o dönemde konuşulan diller seçilmiştir. Filmde, İsa rolünde oynayan kişi de Aramice konuşmaktadır. Bu filmde bir çok yerde Tanrı kelimesi kullanırken Aramice “İlah” şeklinde telaffuz edilir. (Bu filmi seyretme imkanı bulunanlar, Hz. İsa rolündeki kişinin çarmıha gerildiği sahnede, Aramice Allah’a dua ederken “İlah” diye seslendiğini duyabilirler, yine benzer bir şeyi Yahudi rolündeki kişinin Hz. İsa’yı sorgularken, “Sen Allah’ın oğlu musun?” diye sorarken, yine Aramice “ilah” kelimesini kullandığını duyabilirsiniz.”)

Aşağıdaki linkleri tıklayarak filmin ilgili bölümlerine ulaşabilirsiniz.
Passion1.mpg time cod: 00:27:10- 00:27:15

Passion2.mpg time cod:01:38:40- 01:38:45

Bu gerçek Fanatik Hıristiyanların iddialarını tümüyle boşa çıkartmaktadır. Eğer El-İlah Ay Tanrısı ise, Hz. İsa da bu tanrıya inanıyordu. Ona bu isimle dua ediyordu(!). Böyle bir şey söz konusu değildir. Hz. Muhammed’in seslendiği Allah ile Hz. İsa’nın seslendiği Allah aynıydı. Ve o her şeyin yaratıcısı olan eşi ve benzeri olmayan yüce Allah’tır.
Dolayısıyla bu iddiada bulunan Hristiyanlar bilmeden kendi kendilerini yalanlamaktadırlar. Bu iddialarda bulunanlar kendi dinlerini bilmeden, Aramicede tanrının ne demek olduğundan haberleri olmadan, İsa’nın konuştuğu dilin farkında olmadan bu vehimleri söylemişlerdir.

6- Bu tip çalışmalar yukarıda da söylediğim gibi fanatik Hristiyanlar tarafından ortaya atılmaktadır. Bağımsız bilim adamları bu iddialara destek vermez. Bu konuda Türkiye’deki ateist çevrelerin bu fikre destek olmasının sebebi, olayın bilimsel temellerine dayanması değildir. Adeta “Düşmanıma atılan çamur benim çamurumdur.” mantığıyla bu iddialara sahip çıkılmaktadır. Bu çevreler için söylenenlerin bilimsel olup olmaması önemli değildir. Önemli olan dine bir saldırıda bulunulmasıdır. Aynı çevreler İslam’ın kökeni “güneş kültü”dür diye de iddialarda bulunmaktadırlar. Bunlar çıkarlarıyla çelişen konularda işlerine gelen şeyleri söylemekten çekinmezler. Onlara göre, bunların bilimsel bir alt yapısı olmasına gerek yoktur.
Sonuç olarak, bu iddialar tümüyle gerçek dışıdır. İslam tevhid dinidir. Bu din Adem’den günümüze kadar yeryüzünde hep varolmuştur. Allah elçileri vasıtasıyla bu dini insanlara ulaştırmıştır. Allah Kur’an’da insanların Aya, Güneşe değil sadece Allah’a tapmaları gerektiğini şöyle vurgulamaktadır:

Gece, gündüz, güneş ve ay O’nun ayetlerindendir. Siz güneşe de, aya da secde etmeyin. Alah’a secde edin, ki bunları kendisi yaratmıştır. Eğer O’na ibadet edecekseniz. (41 Fussilet - 37)
-


Arthur
Fri 6 July 2007, 05:25 pm GMT +0300
Bu yazıyı da defalarca okudum sevgili nistrator,

ancak şöyle bir durum var, Bir Tanrı neden 'Ay Üzerine' and içiyor ?

MÜDDESSİR SURESİ :  32 Hayır, sandıkları gibi değil! Yemin olsun Ay'a,

Bu biraz garip değil mi ? Herkes kendisinden daha üstün birşeye yemin ederken, islamın 'Tanrı' sı, kendisinden muhtemelen daha 'düşük' bir seviyede olması gereken 'Ay' planeti üzerine yemin etme ihtiyacı hissediyor ? neden'dir ? bunun bir açıklaması olmalı,

hemde 'Ay Kültü' iddiaları ortadayken... Biraz garip.


Ayrıca Muhammed'in bir ayet açıklamasında, Allat Almenat Aluzza için; Onlar gökte uçan turnalar gibidir, şefaatleri malumdur

dediğini sanırım bilirsiniz, İslamcılar bu konuda o sırada 'Şeytan ın diline bulaştığı' ve Muhammed'in ayılıp bayılmasından söz ederler, Bu nasıl bir iştir ki 'Tanrı kelamı beyan edilirken şeytan işin içine limon sıkıyor ve arada kaynıyor, ?'

Bunun yanı sıra peygamberiniz süper bir şekilde, Tam 'Tanrı' kelamını okurken 'Ayartılmış!' oluyor ? ne diyeceksiniz merak ediyorum bu konuda,

Tam'da Ay Kültü ve 'Allah' ın kızları olan 'Allat Almenat Aluzza' iddiaları ortadayken...

Esen Kalın...

yaman
Fri 6 July 2007, 05:28 pm GMT +0300
(planet değil gezegen ayrıca ay bi gezegen değildir uydudur.)

nıstrator
Fri 6 July 2007, 05:29 pm GMT +0300
ama sayın arthur bilmediğiniz bir şey var burdaki yemin türkçedeki yeminden farklıdır burda ALLAH bir konuya dikkat çekmek isterken böyle bir yeminde bulunur ama bu bildiğimiz yemin gibi değildir arapçadaki kullanımı farklıdır bir konuya dikkat çekilmek için yapılır arapça gramerinden kaynaklanıyor zaten öyle birşey olsa şöyle bir ayetin olması mantık dışı olmazmıydı

nıstrator
Fri 6 July 2007, 05:31 pm GMT +0300
idda ettiğin gibi olsaydı böyle bir ayetin olmaması gerekirdi:
Gece, gündüz, güneş ve ay O’nun ayetlerindendir. Siz güneşe de, aya da secde etmeyin. Allah’a secde edin, ki bunları kendisi yaratmıştır. Eğer O’na ibadet edecekseniz. (41 Fussilet - 37)

Arthur
Fri 6 July 2007, 05:35 pm GMT +0300
Ayet cımbızlamak tekniğini Hristiyanlar'da kullanmayı sever, müslümanlar gibi, ancak burada 'Ay' konusunda yine de tam bir tatmin edici cevap maalesef oluşmadı.

Bu arada Kuran'daki Üzeyr konusu son derece akıl almaz bir biçimdedir, Yahudilerin tarihin hiçbir döneminde 'Tanrı Oğlu Üzeyr' demedikleri malumdur.

Öyle'ki 'Tanrı Oğlu' sıfatını sevseler, Hristiyan olurlardı. Mesih İsa'yı reddetmezlerdir ancak akıl almaz bir şekilde Kuran üzeyr hakkında böyle saçma bir iddia ileri süryor şahsi kanaatim 'Muhammed'in bu konuda bilgi edinmeden fikir sahibi olmasıdır'...

bilmiyorum buna ne diyeceksiniz.

Ayrıca halen 'Şeytan Ayetleri' konusunda bir cevap alamadım buna da bir cevap bekliyorum

Esen Kalın...

nıstrator
Fri 6 July 2007, 05:41 pm GMT +0300
sana başka bir ayet daha söyleyim asr'a yamin olsunki insanların hepsi hüsrandadır diyor şimdi bu ayete göre asr islamın tanrısıdır diye bilirmiyiz aynı şekilde başka bir ayette ise yıldızların düştüğü yere yemin ederim diyor şimdi buna göre bizim tanrımız yıldızların düştüğü yermi oluyor dediğim gibi bu arapça gramerinden geçen bir durum sonraki ayetlerde ise bunların hepsinin Tanrı'nın yaratmış olduğu söyleniyor bu arada kuranda şeytan ayetleri diye bir şey geçmez...bu yemin konusu bir şeye dikkat çekmek için kullanılan bir söz sanatıdır bunu arap edebiyatı uzmanlarına sorabilirsin arapçada bir şeye yemin etmek için kullanılan kelime ile bir şeye dikkat etmek için edilen yemin kelimesi birbirinden tamamen bağımsızdır anlatabildimmi???

nıstrator
Fri 6 July 2007, 05:46 pm GMT +0300
her yahudi üzeyir tanrının oğludur diye bir ifadede bulunmaz ama o zamanki arap yarımadasında çok fazla yahudi bulunuyordu bunlardan bir kısmı üzeyir tanrı'nın oğludur diye ifadede bulunmuşlardır...internetten araştırırsan bulabilirsin...ayrıca burdaki oğul kelimeside mecazi anlamdadır arap edebiyatı sanatıdır...kastedilen TANRI'NIN böyle kendi ruhundan bir yardımcısı olmadığı kendisinin oğul biçiminde bir yansıması olmadığıdır burdaki oğul kelimesi onu anlatır hrıstyanlıktada böyledir şimdi TANRI'YA BABA DİYORSUNUZ AMA bu tanrının erkek olduğunu gösteririmi???tabiki göstermez sadece Tanrı'nın büyüklüğünü göstermek için kullanılan bir semboldür burdaki oğul kelimeside aynı o şekilde kullanılmıştır...

morientes
Fri 6 July 2007, 05:57 pm GMT +0300
Peki arthur kurandaki matematik mucizeye ne diyeceksin. Biliyorsun ki bazı kelime tekrarları birbine eşit derecde istersen verebilirim. mesela deniz kelime ile kara kelimeleri bugun kü deniz ve kara oranlarıyla birebir aynı . Muhammed bunları bilerek uydurmuş olmaz degil mi?

nıstrator
Fri 6 July 2007, 06:03 pm GMT +0300
ayrıca fark edersinki ayette her yahudi böyle demiştir diye bir ifade yoktur ama her din mensubu kendi yardımcılarını yüceltmiştir hatta tanrılık iddasında bile bulunanlar olmuştur ama böyle çıkıpta her yahudi böyle demiştir diyerek bir yargıya varamayızki şimdi bir hrıstyan adam katil olduğu zaman tüm hrıstyanlar katildir diye bir yargıya varabilirmiyiz???genel olarak değilde birey olarak düşünmenizi öneririm...birde malumunuz hz.muhammedin bir çok dinden arkadaşı vardı...yahudi ve hrıstyan arkadaşları mevcuttu demekki birileri böyle bir ifadede bulunmuşki böyle bir ayet inmiş...

nıstrator
Fri 6 July 2007, 06:06 pm GMT +0300
Burada söz konusu olan Üzeyr (a.s) hakkinda çesitli rivâyetler vardir. En meshuru ibn Abbas'in rivâyetidir. Buna göre, Yüce Allah isrâil ogullarinin elinde bulunan Tevrat'i onlardan aldi. Tevratin içinde bulundugu sandigi kaybettiler. Ayni zamanda Tevrat zihinlerinden de silindi. israil ogullari buna çok üzüldüler. Bilhassa Üzeyr (a.s) Allah'a çok ibâdet etti; O'na yalvarip yakardi. Allah'tan inen bir nur, onun kalbine girdi. Unutmus oldugu Tevrat'i hatirladi. Ondan sonra Tevrat'i yeniden israil ogullarina ögretti. Daha sonra Tevrat'in içinde bulundugu sandik bulundu. Bunun üzerine Üzeyr (a.s)'in ögrettiginin aslina uygun oldugunu gördüler. Bunun üzerine Üzeyr (a.s)'i çok sevdiler. Fakat bu hususta asiri gittiler. "O, olsa olsa Allah'in ogludur" dediler (ibn Cerir et-Taberî, Camiu'l-Beyân, Misir,1951, X,111). Bu âyetler, onlarin bu hususta asiri gitmelerini ve Hristiyanlarin da, isâ (a.s) Allah'in ogludur diye söylemelerini reddetme mahiyetinde nazil olmustur. Onlarin bu sözlerinin batil oldugu anlatilmis ve Yüce Allah'in, onlarin bu iddialarindan münezzeh oldugu ifâde edilmistir (el-Beydâvî, Envaru't-Tenzîl ve Esraru't Te'vîl, Misir, 1955, I, 196).

yani şimdi bunlar doğrudur demiyorumarthur bu alıntıyı belki kafandaki üzeyir tablosunu değiştirmek istedim...yani böyle üzeyir hakkında elde edilen rivayetler çok fazladır...

nıstrator
Fri 6 July 2007, 06:14 pm GMT +0300
http://www.kurandakidin.net/bolumler/04hadislerinincelenmesi.htm


sayın arthur şeytan ayetleri hakkında daha fazla bilgi almak için lütfen bu siteye bir göz atın şeytan ayetleri ile ilgili ne düşündüğümüzü anlayabilirsiniz....


saygılar...

nıstrator
Sat 7 July 2007, 07:11 pm GMT +0300
arthur senden cevap bekliyorum saygılar...

Bedrin_Arslanı
Mon 23 July 2007, 11:04 am GMT +0300
sonuç olarak çelişkiyi kabullenmek zorundasınız Allah dediğiniz (Pagan Tanrısı) Ay üzerine yemin eden, (Ay Tanrısıdır çünkü), bir mitolojidir.

 :D :D :D

Benedictus
Mon 23 July 2007, 04:27 pm GMT +0300
hoşgörü dini müslüman olmayanlar dışındaki kişilerlen arkadaşlık yapılmaması gerektiğini savunuyor,onlara hakaret ediyor (bkz:kafir,münafık vs. vs. vs.)  ;)

nıstrator
Mon 23 July 2007, 04:34 pm GMT +0300
hoşgörü dini müslüman olmayanlar dışındaki kişilerlen arkadaşlık yapılmaması gerektiğini savunuyor,onlara hakaret ediyor (bkz:kafir,münafık vs. vs. vs.)  ;)



yalanmı???hakaret edilmeyecek birimisin???

Bedrin_Arslanı
Mon 23 July 2007, 04:35 pm GMT +0300
hoşgörü dini müslüman olmayanlar dışındaki kişilerlen arkadaşlık yapılmaması gerektiğini savunuyor,onlara hakaret ediyor (bkz:kafir,münafık vs. vs. vs.)  ;)

Bak gene seni hoşgörüyle karşılayıp akıl karı olmayan laflarına sukunet gösteriyorum.Sen önce kuran-ı kerim oku hani bize hep diyorsunuz ya incil okuyun diye.Katı zihniyetinizi delip alında bi kuran-ı kerim okuyun

aron
Mon 23 July 2007, 06:47 pm GMT +0300
sonuç olarak çelişkiyi kabullenmek zorundasınız Allah dediğiniz (Pagan Tanrısı) Ay üzerine yemin eden, (Ay Tanrısıdır çünkü), bir mitolojidir.

Ate'ler bu ay kültü (pagan) masalını pişirip,pişirip sorarlar sayın "arthur" sizden iddianızı "KOPİŞ" yapmadan kısa ve öz olarak yazmanızı rica etsek nasıl olur acaba.
İddianızı "TEK" bir cevapla çürüteceğim ( daha yazdığınızı görmeden yazıyorum hadi hodri meydan). :D

nıstrator
Mon 23 July 2007, 06:49 pm GMT +0300
aron çürütmek için geç kaldın çürütüldü bile :D ama nasıl çürüteceğinizi merak ettim doğrusu nasıl çürüteceksiniz???

aron
Mon 23 July 2007, 07:03 pm GMT +0300
aron çürütmek için geç kaldın çürütüldü bile :D ama nasıl çürüteceğinizi merak ettim doğrusu nasıl çürüteceksiniz???

Yeni olduğum için bütün yazılanları bilmiyorum ve tamamınıda okumak istemiyorum sebebide " GEYİK" olduğunu zannettiğim için. İddiasını yapmadan (yazmadan) cevap yazmak olmaz ben sözümdeyim. :D

nıstrator
Mon 23 July 2007, 07:05 pm GMT +0300
arthur ne zaman bi daha uğrar bu foruma bilemem ama uzun zamandır yok ne zaman döner belli değil...

aron
Mon 23 July 2007, 07:08 pm GMT +0300
arthur ne zaman bi daha uğrar bu foruma bilemem ama uzun zamandır yok ne zaman döner belli değil...
Anlaşılmıştır teşekkür ederim.

nıstrator
Mon 23 July 2007, 08:27 pm GMT +0300
rica ederim...

Benedictus
Tue 24 July 2007, 04:57 am GMT +0300
mitoloji tanrısı  ;D ;D :D :D ;D ;D ;D :P :P :-*

Bedrin_Arslanı
Tue 24 July 2007, 10:16 am GMT +0300
mitoloji tanrısı  ;D ;D :D :D ;D ;D ;D :P :P :-*

O mitoloji tanrısı ki rabbinizin babası,rabbiniz bir mitoloji tanrısını oglu. O yüzden konusmalarına biraz dikkat ette sonra babalara gelme. ;D


Bizler İçin En büyük şeref Nebiler Nebisi İki Cihan Serveri Hz Muhammed S.a.v in ümmeti olmaktır.

kasas
Tue 24 July 2007, 11:54 am GMT +0300
seviye

asena
Sat 22 December 2007, 10:09 am GMT +0200
CANIM... :rose
ÇELİŞKİ DEDİĞİNİN DOĞRULUĞUNA İNANIP İMAN ETMENİ,BENİ ARAYIP KELİMEYİ ŞEHADET GETİRDİĞİN GÜNÜ ASLA UNUTAMAM,UNUTMAYACAĞIM....
CANIMSIN... :rose

nakka
Thu 17 January 2008, 03:06 pm GMT +0200
Arkadaşlar bu iddiaları hamaset ile geçiştirmek yerine objektif olarak düşünmekte yarar var.

Benim çok güçlü ve hala cevap verilemeyen iddialarım arasında şu vardır: İnanılan Allah sonsuz kudret ve ilim sahibidir. Mükemmel ve eserinde en ufak bir fütürsuzluğu olmayan biridir. Nitekim tebareke '' başını göğe çevir bir çatlak bulabilecek misin? sonuçta hasretle başı önüne ağilir'' mealinde ayetler vardır. Bu da gösterir ki Allah'ın eserlerinde eleştirilecek bir yan zinhar bulunmamalıdır. Bu  gerekçenin de sahibi inananlar ve kaynaklarıdır.

Nitekim Allah'a inandırmak ve Allah'ın varlığını mantıklı kılma aracı tabiattir. Yani inananlar tabiattaki düzen ve ahengi allah'a delil gösterirler. Hakikaten de bilim dünyası bu ele alınan tabiat ve içindekileri güzllikle ve hayranlıkla anlatır.

Şimdi gelelim zurnanın zırt dediği yere: Peki burada eleştirilecek yönü çok çok az bulunan taibat eserlerinde Allah'a ait bir kusur bulunmuyor da diğer eseri denilen din sistemleri ve kitaplarında bu kadar kusur bulunabiliyor.

Konu şu: bu kusur denilen şeyler birer kuru iddia da olabilir sizce ancak bunların açıkça görünen halleri ile sabittir ki bunlar akıl ve mantıkla bağdaşmamaktadır. Allah'ın tanıtılan vasfıyla çelişmektedir.

Gönül isterdi ki Allah nasıl bir elmayı herkese güzel gelen biçimde mükemmel kusursuz şekilde ortaya koymuştur, aynen öyle de Kur'an da bir elma kadar kusursuz enfes biçimde olsaydı. Kimse bunun içeriği ve üslubuna laf edemese idi. Ama gerçekler öyle değildir. Her yönü ile eleştirilmektedir. Bunlar öyle haksız eleştiriler de değildir.

Buna itiraz genllikle şu şekilde gelir: Denir ki eğer dediğin gibi açık ve güzel olsaydı herkes iman ederdi? :) İyi ya herkes iman ede idi. Allah'ın cennette kapasite sorunu mu var ki böyle bir hileye başvurmaktadır. O zaman elmayı da sizin Allah'a ulkaştıran mükemmel ürününü de abidik gubidik yapardı biz de sizin Allah'ınızın ne biçim elması var böyle derdik siz de derdinizk i allah elmayı öyle muhteşem yapsaydı siz de hemen Allah'ı anlar iman ederdiniz. Nasıl öyle değil mi?

asena
Thu 17 January 2008, 07:40 pm GMT +0200
Allah'ın cennette kapasite sorunu mu var ki böyle bir hileye başvurmaktadır.


sevgılı arkadasım iide bunu sorgula ıstersen...