Arthur
Fri 6 July 2007, 03:41 pm GMT +0300
Kur'an, Üzeyr (Ezra) Adındaki Kişinin Yahudiler Tarafından Tanrı'nın Oğlu Olarak Kabul Edildiğini Bildirmekte; Oysa Yahudiler Böyle Bir İnanca Sahip Olmamışlardır
Makale No : 64
Makale: Muhammed'in söylemesine göre Tanrı, Hıristiyanlara ve Yahudilere hitaben:
"Allah onları kahretsin" (Tevbe Suresi, ayet 2933)
diyerek çatmıştır. Ve çatmasının sebebi de Hıristiyanların İsa'yı ve Yahudilerin de Üzeyr'i (Ezra'yı) Tanrı'nın oğullan olarak kabul etmeleridir. Gerçekten de Tevbe Suresi'nde şu yazılı:
"Yahudiler, Ü zeyr Allah'ın oğludur dediler! Hıristiyanlar da, Mesih (İsa) Allah'ın oğludur dediler. Bu onların ağızlarıyla geveledikleri sözlerdir. (Sözlerini) daha önce kafir olmuş kimselerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan batıla) dönüyorlar" (K. 9, Tevbe Suresi, ayet 30).
Yine Muhammed'in söylemesine göre Tanrı, bu tür bir inanca saplı bulunan Yahudileri ve Hıristiyanları sorguya çekecek ve hadlerini bildirecektir. Ebu Said'in rivayetine göre Muhammed'in konuşması şöyle:
"... Allah'a ibadet etmiş olanlardan maadası kalmayınca, taifei Yehudun birtakımı çağrılıp kendilerine: 'Siz kime tapardınız?'diye sorulacak. (Onlar) 'Biz, Allah'ın oğlu Uzeyr'e tapardık' diyecekler. Bunun üzerine onlara denilecek ki: 'Siz, yalan söylüyorsunuz. Allahu Teala hiçbir eş, hiçbir oğul edinmiş değildir. Şimdi söyleyiniz, istediğiniz nedir?' O taifei Yehud da: 'Ya Rab, pek susadık, bize su ver' niyazında bulunacaklar. Bu taleb üzerine: 'Haydi, su basına gelmez misiniz?' diye kendilerine işaret vaki olacak. Onlar bir araya getirilip (cehennem ateşine) doğru sevk edilecekler. O (cehennem ateşi) ki onların nazarında yalımları birbirini kırıp geçiren serab gibi görünecek ve onu su zannedip yekdiğeri ardınca ateşin içine dökülecekler. Sonra (Hıristiyanların) birtakımı çağrılıp kendilerine: 'Siz, kime tapardınız?' diye sorulacak. (Onlar): 'Biz, Allah'ın oğlu Mesih'e tapardık' diyecekler. Bunun üzerine onlara da denilecek ki: 'Siz yalan söylüyorsunuz, Allahu Teala hiçbir eş, hiçbir oğul edinmiş değildir. Şimdi söyleyiniz, istediğiniz nedir?' (Hıristyianlar da): Ya Rab pek susadık, bize su ver' niyazında bulunacaklar. Bu taleb üzerine: 'Haydi su başına gelmez misiniz?' diye kendilerine işaret vaki olacak. Onlar bir araya getirilip (cehennem ateşine) doğru sevk edilecekler. O (cehennem ateşi) ki onların nazarında yalımları birbirini kırıp geçiren serab gibi görünecek ve onu su zannedip yekdiğeri ardınca ateşin içine dökülecekler."1
Her ne kadar Muhammed'in "hadis" şeklindeki bu sözleri vesilesiyle yorumcular: "Üzeyr ile Mesih'e tapanlar Yahudilerin ve Hıristiyanların yalnız birer taifesidirler" şeklinde konuşurlarsa da,2 Kur'an'da sadece bir taifeden değil fakat Yahudilerle Hıristiyanların tümünden söz edilmektedir. Fakat her ne olursa olsun, ortada bir yanılgı var ki, o da Yahudilerin Üzeyr'i (Ezra'yı) Tanrı'nın oğlu olarak kabul ettiklerine dair olan satırlardır. Her ne kadar Hıristiyanlar İsa'yı Tanrı'nın oğlu olarak kabul etmişlerse de Yahudilerin kutsal
1 Buhari ile Müslim'in, Ebu Saidi Hudri'den rivayetleri için bkz. Sahihi Buharı Muhtasarı..., Diyanet Yayınlan, c.H, s.824825.
2 Diyanet'in açıklaması için bkz. Sahihi Buharı Muhtasarı:.., c.II, s.826.
bildikleri kitaplarda Üzeyr'in, Tanrı'nın oğlu olduğuna dair bir kayıt geçmez; daha başka bir deyimle Yahudiler Üzeyr'i Tanrı'nın oğlu diye kabul etmiş değillerdir. Çünkü bu kitaplarda, özellikle Tevrat'ta, belirtilen odur ki, Üzeyr (Ezra)3 vaktiyle Fars Kralı Artahşasta dönemininde yaşamış olan Yahudi kahinlerinden biridir ve Tanrı'nın buyruklarının ve İsrail'e olan kanunlarının yazıcısıdır. Babil'in İranlılar tarafından fethedilmesinden sonra Fars Kralı onun, İsrail kavminden ve kahinlerinden gönüllü olarak "Yeruşalim'e" gitmek isteyenlerle birlikte ve Babil vilayetinde bulacağı gümüşleri ve altınları alarak gitmesine izin vermiştir.4 Bu izin üzerine Üzeyr kendisine katılanlarla birlikte Yeruşalim'e gelir ve orada bulunan "Allah'ın evi"nin önünde ağlayarak yere kapanır ve dua eder. Tam bu sırada İsrail'den büyük bir cemaat, erkekler, kadınlar ve çocuklar olarak yanına toplanırlar: Hepsi de ağlayış içerisindedirler. Elam oğullarından biri Üzeyr'e (Ezra'ya) hitaben şöyle der:
"Biz Allahımıza karşı hainlik ettik ve memleketin kavmlanndan yabancı karılar aldık... (fakat şimdi) Allahımızın emrinden titreyenlerin öğüdüne göre bütün karıları ve onlardan doğanları bırakmak için, şimdi Allahımızla ahit keselim ve şeriate göre yapılsın. Kalk, çünkü iş senin üzerindedir ve biz seninle beraberiz.."5
Bunun üzerine Üzeyr onlara şöyle der:
"Siz hainlik ettiniz ve İsrailin günahını artırmak için yabancı karılar aldınız. Ve şimdi atalarınızın Allahı Rabbe suçunuzu itiraf edin, ona hoş olanı yapın ve memleketin kavmlanndan ve yabancı kanlardan ayrılın."
Üzeyr'in bu emri üzerine İsrailli erkekler, yabancıdır diye zavallı kadıncağızları boşarlar. Ve işte Yahudilerin inancına göre Üzeyr, bu emri veren bir kahindir; Tanrı'nın oğlu filan değildir.
3 Üzeyr'in MÖ 370360 arasında öldüğü söylenir.
4 Bkz. Ahdi alatik'te Ezra Bölümü, Bap: 7 vd.
5 Bkz. Ezra..., Bap 10: 24.
Şimdi sorulacaktır: Nasıl olur da Kur'an, Üzeyr'in Yahudiler tarafından "Tanrı'nın oğlu" olarak çağrıldığını yazabilir? Bunun açıklaması şu olması gerekir. Birçok vesileyle belirttiğimiz gibi Muhammed, Medine'ye hicret ettikten sonra, bir süre Yahudilerle iyi geçinme siyaseti izlemiştir; çünkü onlardan para ve silah temini bakımından yardımlar edinmiştir. Bu sayededir ki, çete saldırıları tertiplemiş, Mekke kervanlarına karşı çeteler yollamış, bu kervanları ele geçirerek ganimetler almış, yavaş yavaş güçlenmeye başlamış ve daha sonra Yahudileri kendisine boyun eğdirtmek, Müslüman yapmak istemiştir. Bunu sağlayabilmek için şunu öne sürmüştür ki, Tanrı'nın onlara gönderdiği Tevrat, Müslümanlığın esasını kapsayan bir kitaptır ve bu Tevrat, bir süre uygulandıktan sonra onlar tarafından çeşitli yolarla tahrif edilmiş ya da kaybolmuş ve Yahudilerin hafızalarından silinmiştir. Ve işte şimdi Tanrı, Tevrat'ı doğrulayan Kur'an'ı göndermiştir; bu nedenle Yahudilerin Kur'an'a uymaları gerekir; çünkü Kur'an, Tevrat'ın doğrulayıcısıdır!
Ve işte Muhammed, Üzeyr'in Babil'den Kudüs'e dönüşü hikayesini, farklı bir şekle sokmak suretiyle bu doğrultuda değerlendirmeye çalışmış olmalıdır. Nitekim Tabari'nin Tafsir alTabari, Muhammed b. b. alSa'ib alKalbi'nin Mafatih algayb, alHazin'in Lubab altavil fi ma'ami'altanzil, Kurtubi'nin Tafsir alKurtubi ya da Beyzavi'nin Anvar altanzil gibi yapıtlarından ve İslamın diğer temel kaynaklarında Üzeyr ile ilgili olarak yer alan rivayetler, bunun böyle olduğunu kanıtlamaya yeterlidir. Bu rivayetlerden birinde, güya Yahudiler, bir süre Tevrat'a, bağlı kaldıktan sonra kendi başlarına buyruk olmuşlar ve Tanrı emirlerini unutmuşlar, peygamberlerini öldürmeye başlamışlardır. Bu yüzden Tanrı onları cezalandırmak üzere kalplerinden Tevrat'ı silmiş, Tevrat'ın sandığını (yani alTabut'ü) ellerinden almıştır. Bunu gören Üzeyr, Tanrı'ya yalvararak O'ndan Tevrat'ı yeniden öğretmesini istemiş ve Tanrı bu dileği kabul ederek Tevrat'ı onun hafızasına yerleştirmiş ve alTabut'u tekrar
indirmiştir. Bunun üzerine Üzeyr, kendi kavmine Tevrat'ı öğretmistir. Kavminin insanları, kendilerine öğrenilen Tevrat ile alTabut'taki Tevrat'ın aynı olduğunu anlayınca: "Bu Üzeyr Allah'ın oğludur" diye konuşmuşlardır!
Bir diğer rivayete göre güya alAmalika kavminin saldırısı üzerine Yahudiler yenilgiye uğramışlar ve ellerindeki Tevrat'ı yitirmişlerdir. Yahudi alimlerinden hayatta kalanları ise, Tevrat'ın kitaplarını dağlara gömüp başka diyarlara göç etmişlerdir. O sırada dağlarda yaşamakta olan Üzeyr durumu öğrenmiş ve üzülmüştür. İşte bu üzüntü içerisindeyken, bir aralık dağda bir mezar başında bir kadınla karşılaşır. Onunla konuşurken Tevrat'ı en iyi bilen kimse olduğunu anlatır ve her bir parmağına bir kalem bağlayarak Tevrat'ı yeni baştan yazar. O sırada Yahudi alimleri geri gelirler ve dağlara gömdükleri Tevrat'ı çıkarıp Üzeyr'in yazdıklarıyla karşılaştırırlar ve bu ikisinin aynı olduğunu görürler. Ve görünce: "Allah bunu sana ancak O'nun oğlu olduğun için verdi" derler.
Fakat hemen ekleyelim ki, bu rivayetle ji anlatan İslam kaynakları (örneğin Kurtubi, alNakkaş, Fahr alDir alRazi, Beyzavi gibi ünlüler) dahi, Üzeyr ile ilgili bu sözlerin bütüaı Yahudiler tarafından değil sadece içlerinden bir cemaat tarafından, hatta sadece bir kişi tarafından söylendiğini bildirmekteler. Tafsir alTabari'de, bu sözlerin sadece Finhaş b. Azura adında biri tarafınclan söylendiği yazılı. 6
Fakat her ne olursa olsun anlaşılan o ki, Üzeyr ile ilgili Tevrat'taki hikaye, Muhammed'in günlük siyasetine yatkın düşecek şekle sokularak Kur'an'a alınmış ve Tevbe Suresi'nde:
"Yahudiler: 'Üzeyr Allah'ın oğludur dediler!..."
olarak yansıtılmıştır. Oysa Üzeyr, Yahudiler tarafından Allah'ın oğlu olarak kabul edilmiş değildir.
Makale No : 64
Makale: Muhammed'in söylemesine göre Tanrı, Hıristiyanlara ve Yahudilere hitaben:
"Allah onları kahretsin" (Tevbe Suresi, ayet 2933)
diyerek çatmıştır. Ve çatmasının sebebi de Hıristiyanların İsa'yı ve Yahudilerin de Üzeyr'i (Ezra'yı) Tanrı'nın oğullan olarak kabul etmeleridir. Gerçekten de Tevbe Suresi'nde şu yazılı:
"Yahudiler, Ü zeyr Allah'ın oğludur dediler! Hıristiyanlar da, Mesih (İsa) Allah'ın oğludur dediler. Bu onların ağızlarıyla geveledikleri sözlerdir. (Sözlerini) daha önce kafir olmuş kimselerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan batıla) dönüyorlar" (K. 9, Tevbe Suresi, ayet 30).
Yine Muhammed'in söylemesine göre Tanrı, bu tür bir inanca saplı bulunan Yahudileri ve Hıristiyanları sorguya çekecek ve hadlerini bildirecektir. Ebu Said'in rivayetine göre Muhammed'in konuşması şöyle:
"... Allah'a ibadet etmiş olanlardan maadası kalmayınca, taifei Yehudun birtakımı çağrılıp kendilerine: 'Siz kime tapardınız?'diye sorulacak. (Onlar) 'Biz, Allah'ın oğlu Uzeyr'e tapardık' diyecekler. Bunun üzerine onlara denilecek ki: 'Siz, yalan söylüyorsunuz. Allahu Teala hiçbir eş, hiçbir oğul edinmiş değildir. Şimdi söyleyiniz, istediğiniz nedir?' O taifei Yehud da: 'Ya Rab, pek susadık, bize su ver' niyazında bulunacaklar. Bu taleb üzerine: 'Haydi, su basına gelmez misiniz?' diye kendilerine işaret vaki olacak. Onlar bir araya getirilip (cehennem ateşine) doğru sevk edilecekler. O (cehennem ateşi) ki onların nazarında yalımları birbirini kırıp geçiren serab gibi görünecek ve onu su zannedip yekdiğeri ardınca ateşin içine dökülecekler. Sonra (Hıristiyanların) birtakımı çağrılıp kendilerine: 'Siz, kime tapardınız?' diye sorulacak. (Onlar): 'Biz, Allah'ın oğlu Mesih'e tapardık' diyecekler. Bunun üzerine onlara da denilecek ki: 'Siz yalan söylüyorsunuz, Allahu Teala hiçbir eş, hiçbir oğul edinmiş değildir. Şimdi söyleyiniz, istediğiniz nedir?' (Hıristyianlar da): Ya Rab pek susadık, bize su ver' niyazında bulunacaklar. Bu taleb üzerine: 'Haydi su başına gelmez misiniz?' diye kendilerine işaret vaki olacak. Onlar bir araya getirilip (cehennem ateşine) doğru sevk edilecekler. O (cehennem ateşi) ki onların nazarında yalımları birbirini kırıp geçiren serab gibi görünecek ve onu su zannedip yekdiğeri ardınca ateşin içine dökülecekler."1
Her ne kadar Muhammed'in "hadis" şeklindeki bu sözleri vesilesiyle yorumcular: "Üzeyr ile Mesih'e tapanlar Yahudilerin ve Hıristiyanların yalnız birer taifesidirler" şeklinde konuşurlarsa da,2 Kur'an'da sadece bir taifeden değil fakat Yahudilerle Hıristiyanların tümünden söz edilmektedir. Fakat her ne olursa olsun, ortada bir yanılgı var ki, o da Yahudilerin Üzeyr'i (Ezra'yı) Tanrı'nın oğlu olarak kabul ettiklerine dair olan satırlardır. Her ne kadar Hıristiyanlar İsa'yı Tanrı'nın oğlu olarak kabul etmişlerse de Yahudilerin kutsal
1 Buhari ile Müslim'in, Ebu Saidi Hudri'den rivayetleri için bkz. Sahihi Buharı Muhtasarı..., Diyanet Yayınlan, c.H, s.824825.
2 Diyanet'in açıklaması için bkz. Sahihi Buharı Muhtasarı:.., c.II, s.826.
bildikleri kitaplarda Üzeyr'in, Tanrı'nın oğlu olduğuna dair bir kayıt geçmez; daha başka bir deyimle Yahudiler Üzeyr'i Tanrı'nın oğlu diye kabul etmiş değillerdir. Çünkü bu kitaplarda, özellikle Tevrat'ta, belirtilen odur ki, Üzeyr (Ezra)3 vaktiyle Fars Kralı Artahşasta dönemininde yaşamış olan Yahudi kahinlerinden biridir ve Tanrı'nın buyruklarının ve İsrail'e olan kanunlarının yazıcısıdır. Babil'in İranlılar tarafından fethedilmesinden sonra Fars Kralı onun, İsrail kavminden ve kahinlerinden gönüllü olarak "Yeruşalim'e" gitmek isteyenlerle birlikte ve Babil vilayetinde bulacağı gümüşleri ve altınları alarak gitmesine izin vermiştir.4 Bu izin üzerine Üzeyr kendisine katılanlarla birlikte Yeruşalim'e gelir ve orada bulunan "Allah'ın evi"nin önünde ağlayarak yere kapanır ve dua eder. Tam bu sırada İsrail'den büyük bir cemaat, erkekler, kadınlar ve çocuklar olarak yanına toplanırlar: Hepsi de ağlayış içerisindedirler. Elam oğullarından biri Üzeyr'e (Ezra'ya) hitaben şöyle der:
"Biz Allahımıza karşı hainlik ettik ve memleketin kavmlanndan yabancı karılar aldık... (fakat şimdi) Allahımızın emrinden titreyenlerin öğüdüne göre bütün karıları ve onlardan doğanları bırakmak için, şimdi Allahımızla ahit keselim ve şeriate göre yapılsın. Kalk, çünkü iş senin üzerindedir ve biz seninle beraberiz.."5
Bunun üzerine Üzeyr onlara şöyle der:
"Siz hainlik ettiniz ve İsrailin günahını artırmak için yabancı karılar aldınız. Ve şimdi atalarınızın Allahı Rabbe suçunuzu itiraf edin, ona hoş olanı yapın ve memleketin kavmlanndan ve yabancı kanlardan ayrılın."
Üzeyr'in bu emri üzerine İsrailli erkekler, yabancıdır diye zavallı kadıncağızları boşarlar. Ve işte Yahudilerin inancına göre Üzeyr, bu emri veren bir kahindir; Tanrı'nın oğlu filan değildir.
3 Üzeyr'in MÖ 370360 arasında öldüğü söylenir.
4 Bkz. Ahdi alatik'te Ezra Bölümü, Bap: 7 vd.
5 Bkz. Ezra..., Bap 10: 24.
Şimdi sorulacaktır: Nasıl olur da Kur'an, Üzeyr'in Yahudiler tarafından "Tanrı'nın oğlu" olarak çağrıldığını yazabilir? Bunun açıklaması şu olması gerekir. Birçok vesileyle belirttiğimiz gibi Muhammed, Medine'ye hicret ettikten sonra, bir süre Yahudilerle iyi geçinme siyaseti izlemiştir; çünkü onlardan para ve silah temini bakımından yardımlar edinmiştir. Bu sayededir ki, çete saldırıları tertiplemiş, Mekke kervanlarına karşı çeteler yollamış, bu kervanları ele geçirerek ganimetler almış, yavaş yavaş güçlenmeye başlamış ve daha sonra Yahudileri kendisine boyun eğdirtmek, Müslüman yapmak istemiştir. Bunu sağlayabilmek için şunu öne sürmüştür ki, Tanrı'nın onlara gönderdiği Tevrat, Müslümanlığın esasını kapsayan bir kitaptır ve bu Tevrat, bir süre uygulandıktan sonra onlar tarafından çeşitli yolarla tahrif edilmiş ya da kaybolmuş ve Yahudilerin hafızalarından silinmiştir. Ve işte şimdi Tanrı, Tevrat'ı doğrulayan Kur'an'ı göndermiştir; bu nedenle Yahudilerin Kur'an'a uymaları gerekir; çünkü Kur'an, Tevrat'ın doğrulayıcısıdır!
Ve işte Muhammed, Üzeyr'in Babil'den Kudüs'e dönüşü hikayesini, farklı bir şekle sokmak suretiyle bu doğrultuda değerlendirmeye çalışmış olmalıdır. Nitekim Tabari'nin Tafsir alTabari, Muhammed b. b. alSa'ib alKalbi'nin Mafatih algayb, alHazin'in Lubab altavil fi ma'ami'altanzil, Kurtubi'nin Tafsir alKurtubi ya da Beyzavi'nin Anvar altanzil gibi yapıtlarından ve İslamın diğer temel kaynaklarında Üzeyr ile ilgili olarak yer alan rivayetler, bunun böyle olduğunu kanıtlamaya yeterlidir. Bu rivayetlerden birinde, güya Yahudiler, bir süre Tevrat'a, bağlı kaldıktan sonra kendi başlarına buyruk olmuşlar ve Tanrı emirlerini unutmuşlar, peygamberlerini öldürmeye başlamışlardır. Bu yüzden Tanrı onları cezalandırmak üzere kalplerinden Tevrat'ı silmiş, Tevrat'ın sandığını (yani alTabut'ü) ellerinden almıştır. Bunu gören Üzeyr, Tanrı'ya yalvararak O'ndan Tevrat'ı yeniden öğretmesini istemiş ve Tanrı bu dileği kabul ederek Tevrat'ı onun hafızasına yerleştirmiş ve alTabut'u tekrar
indirmiştir. Bunun üzerine Üzeyr, kendi kavmine Tevrat'ı öğretmistir. Kavminin insanları, kendilerine öğrenilen Tevrat ile alTabut'taki Tevrat'ın aynı olduğunu anlayınca: "Bu Üzeyr Allah'ın oğludur" diye konuşmuşlardır!
Bir diğer rivayete göre güya alAmalika kavminin saldırısı üzerine Yahudiler yenilgiye uğramışlar ve ellerindeki Tevrat'ı yitirmişlerdir. Yahudi alimlerinden hayatta kalanları ise, Tevrat'ın kitaplarını dağlara gömüp başka diyarlara göç etmişlerdir. O sırada dağlarda yaşamakta olan Üzeyr durumu öğrenmiş ve üzülmüştür. İşte bu üzüntü içerisindeyken, bir aralık dağda bir mezar başında bir kadınla karşılaşır. Onunla konuşurken Tevrat'ı en iyi bilen kimse olduğunu anlatır ve her bir parmağına bir kalem bağlayarak Tevrat'ı yeni baştan yazar. O sırada Yahudi alimleri geri gelirler ve dağlara gömdükleri Tevrat'ı çıkarıp Üzeyr'in yazdıklarıyla karşılaştırırlar ve bu ikisinin aynı olduğunu görürler. Ve görünce: "Allah bunu sana ancak O'nun oğlu olduğun için verdi" derler.
Fakat hemen ekleyelim ki, bu rivayetle ji anlatan İslam kaynakları (örneğin Kurtubi, alNakkaş, Fahr alDir alRazi, Beyzavi gibi ünlüler) dahi, Üzeyr ile ilgili bu sözlerin bütüaı Yahudiler tarafından değil sadece içlerinden bir cemaat tarafından, hatta sadece bir kişi tarafından söylendiğini bildirmekteler. Tafsir alTabari'de, bu sözlerin sadece Finhaş b. Azura adında biri tarafınclan söylendiği yazılı. 6
Fakat her ne olursa olsun anlaşılan o ki, Üzeyr ile ilgili Tevrat'taki hikaye, Muhammed'in günlük siyasetine yatkın düşecek şekle sokularak Kur'an'a alınmış ve Tevbe Suresi'nde:
"Yahudiler: 'Üzeyr Allah'ın oğludur dediler!..."
olarak yansıtılmıştır. Oysa Üzeyr, Yahudiler tarafından Allah'ın oğlu olarak kabul edilmiş değildir.