Alternatif Forum - IRKLARIN SAFLIÄžININ KORUNMASI



IRKLARIN SAFLIÄžININ KORUNMASI

Array
yaman
Tue 19 June 2007, 03:28 pm GMT +0300
 Irkların saflığını bozan birleÅŸmelerin etkilerini, tabiat basit olaylarla düzeltir. Tabiat, bu konuda melezlere pek az tolerans tanır. Bu tür faaliyetlerin ilk ürünleri, dördüncü ve beÅŸinci nesile kadar büyük zorluklarla karşılaşır. Kandaki birliÄŸin azlığı, o ÅŸahısların iradeleri ve hayati enerjileri arasında bir çok fark doÄŸurur. Karışık ırk, daima saf ırkın egemenliÄŸi altına girer. Böylelikle uygulamada daha çabuk yok olmaya uÄŸrar. Bu olayların örnekleri çoktur. Hatta tabiat, çoÄŸu kez ileri gider ve nesillerin üremesine bir sınır çeker.

     Belirli bir ırka mensup fert, aÅŸağı ırktan biri ile birleÅŸirse, birleÅŸmenin sonucu düzeyin düşmesi olacaktır. Ayrıca, aralarında yaÅŸadıkları saf ırk mensuplarına oranla daha zayıf bir nesil meydana getireceklerdir. Üstün ırktan yeni kan karışımasına engel olunduÄŸu engel olunduÄŸu durumlarda devam eden birleÅŸmeler sonucu ortaya çıkanlar, tabiat tarafından ustaca azaltılan direnç kuvvetleri dolayısıyla kendilerini zaman içinde yok olmaya mahkum edecekler ve binlerce yıl sonunda, yeni bir karışım ortaya çıkacaktır. Bunlarda ise çeÅŸitli birleÅŸmelerden dolayı, kökle birlikte karışmış olan ilkel unsurlar artık tanınmaz duruma gelecektir. Böylece çeÅŸitli niteliklere sahip yeni bir millet meydana gelecektir. Fakat bu yeni milletin zeka, yaratıcılık ve güzel sanatlar yönünden deÄŸeri, ilk birleÅŸmeye katılmış olan yüksek ırkın yeteneklerinden çok aÅŸağı olacaktır.

       Aynı zamanda bu verimsiz yaratık, kanı temiz kalmış olan yüksek bir ırk önünde yenilecektir. Yüz yıllar boyunca geliÅŸen ve bu yeni milletin aynı cinsten olmasını saÄŸlayacak olan "sürü birliÄŸi" ne kadar büyük olursa olsun, ırkın düzeyinin düşmesi, uyum yetisi ile yaratıcı yeteneklerin azalması dolayısı ile, fikri geliÅŸme ve uygarlık yönünden üsrtün ve saf bir ırkın saldırılarına, baÅŸarıyla karşı koyma olanaklarına ortaya çıkarmaktan yoksun kalacaktır. Demek ki ÅŸu ilke ortaya konulabilir: Her ırk birleÅŸmesi zorunlu olarak ortaya çıkan melezlerin birleÅŸmeye katılmış ve kan temizliÄŸinin verdiÄŸi birliÄŸi korumuÅŸ üstün unsurların önünde yapıldığı taktirde ortadan kalkması sonucunu verecektir.

      Böylelikle ırkların bozulmalarıyla ortaya çıkan yaratıkların, saf bir ırk tabakasının bulunması ve yeni melezleÅŸmelerin olmaması ÅŸartı ile, yavaÅŸ yavaÅŸ ortadan kaldırılması tabiatın saÄŸladığı yenileÅŸmenin ve tekrar hayat bulmanın kaynağı olur.Bu olay, çok güçlü bir ırk içgüdüsüne sahip olan ve özel ÅŸartlarda veya bazı özel zorlamalar sonucunda ırkın temizliÄŸini koryan ve devam ettiren tabi çoÄŸalma yolundan uzaklaÅŸtırılmaış insanlarda kendiliÄŸinden ortaya çıkabilir. Zorlama son bulur bulmaz, saf kanlı unsur, hemen kendine eÅŸ olanlar arasında çiftleÅŸmeye baÅŸlar ve bu davranış sonunda her çeÅŸit birleÅŸme yoluyla bozulmalara engel olur. Böylece melezleÅŸmeden ortaya çıkan yaratıklar kendiliklerinden arka plana çekilirler.

        İç güdünün inanışına arkasını dönmüş, tabiatın ortaya koyduÄŸu teorileride bilmeyen bir kimse, tabiatın yaptığı düzeltmelerede güvenmemelidir. Demek oluyor ki, yenileÅŸme iÅŸini yapma görevi , zekaya düşmektedir. Fakat gözleri körleÅŸen bir kimse, ırkları birbirinden ayıran setleri yıkmakta devam edecektir. En sonunda da bir gün içinde bulunan en iyi ÅŸey yok olacaktır. İşte o zaman, orada birlik "isteyen bir çorbadan baÅŸka bir ÅŸey görülmecektir". Bu gün sözleri kulaklarımızı tırmalayan ünlü reformcuların idealleri budur. Fakat ÅŸu bilinmelidir ki bu ÅŸekilsiz bileÅŸim, dünyada her türlü idealin ölümünü ifade etmektedir. Belki böylelikle "büyük bir sürü" meydana getirilebilir. Böylece bu çorba sayesinde sürü hayatına düşkün bir hayvan yaratılabilir, fakat bu karışımdan uygarlık yapıcı saf kimseler çıkmacaktır. İşte o zaman insanlığın görevinde kusur iÅŸlemiÅŸ olduÄŸu düşünülebilir.

      İnsanın sadece bir tek kutsal görevi vardır.İnsallıkta var olan en iyi ÅŸey ırkın korunması üstün kimselerin geliÅŸmelerinin daha yüksek duruma sokulması için kanın saf bir halde kalmasına dikkat etmek.

 

 

 

 

 

KAVGAM, Adolf Hitler

Tarkan Uzun
Thu 21 June 2007, 04:36 am GMT +0300
Ben babamı tanırım, dedemi, onun babasını da...
Onların nerelerden geldiğini de bilirim.

En kabadayımız en fazla ikiyüz yıl önceki atasını belki bilir.
Ya beşyüzyıl önceki?
Ya bin yıl önceki?
Ya beş bin yıl önceki?...

Ya iki bin yıl önceki ata başka bir ırktansa?
Ya da başka bir ırktan biriyle evlenmişse?


Ben bunu bilemem.

Irkların saflığını savunan saflar(!) ise hiç bilemezler.

O yüzden bırakıp bu saçmalıkları da dünyadaki tüm insanlık için, her birinde bir kalp, beyin, göz, kulak olan; acıyı, hüznü, mutluluğu bilen, duyguları olan, umutları ve hayalleri olan insanlık için insanca bir şeylerin hesabını yapın.

Yarış atı mı üretiyorsunuz ki saf kan arıyorsunuz?
O sizin dediÄŸiniz Veliefendi'de olur.

Biz insanız...

petrus_samuel
Thu 21 June 2007, 12:41 pm GMT +0300
eğer üstün bir ırk olsaydı dünyayı o ırk yönetirdi
Tanrı katında her insan eşittir.
saygılarımla

one
Fri 22 June 2007, 12:53 am GMT +0300
eğer üstün bir ırk olsaydı dünyayı o ırk yönetirdi
Tanrı katında her insan eşittir.
saygılarımla


üstün ırk palavraları peÅŸinde koÅŸanların palavraları yakın bir gelecekte  dna iyice çözüldüğünde  suratlarına tokat gibi inecektir merak etmeyin

erdoÄŸan
Fri 22 June 2007, 11:48 am GMT +0300
Eğer bir üstünlükten bahsedilecekse bu fiziki/biyolojik ölçütlerle değil,öncelikli olarak fikri sahada olmalıdır.Ancak fikriyat,teoride kaldığı müddetçe kısmen sahibine bir şeyler verebilir.Sosyal fayada sağlanmaz.

İnsanlar arasında dostluk,kardeşlik ve barış gibi kavramların yaygınlaşması,daha yaşanabilir bir dünya oluşması için çalışabilmek,emsalleri arasında bir "üstünlük" sağlar.Bü üstünlük,diğerlerinin yapılanlar karşısında duydukları saygı ve minnet hissinin uyandırdığı takdir duygularından kaynaklanır.Aksi durumda hayvanlar arasında geçerli olan boyun eğme/eğdirmeye dayalı üstünlük insan için mevzu bahis olamaz.

Dünya tarihine bakıldığında her millet çevresindeki sosyo-ekonomik şartların uygunluğunu farkettiği anda bunu kendi lehine değerlendirerek büyük imparatorluklar kurmuş,başkalarının yıllardır üzerinde yaşadığı toprakları kimi zaman "Adalet götürme",kimi zaman da "uygarlık götürme" gibi sudan sebeplerele işgal etmişlerdir.

Bilimde,ekonomide,askeri ve siyasi sahada hatta kültür diye adlandırılan yaşama biçiminde diğerlerinden farklı olabilmek üstünlük değildir.

Üstünlük,insan olmayı başarabilmekle başlar.Bunu bireysel olarak başardığımızda çevremizdekilerden,millet olarak başarabilirsek,başaramayan diğer milletlerden üstün oluruz.

Çünki, artık İNSAN olmuşuzdur.

okur.
Sat 23 June 2007, 12:27 pm GMT +0300
böyle bişey mümkünmüdür arkadaşlar?kim fazla değil 8-9 nesil öncesini tanır ki?

Tarkan Uzun
Wed 4 July 2007, 01:41 am GMT +0300
Saf ırk diye bir şey olmaz...

Olursa da olsa olsa mağara çağını yaşayan ilkel bir kavim olur.

Bir ırk düşünün ki başka ırklarla hiç temas etmemiş, başkalarını tanımamış, görmemiş, saf bir ırk olarak kalmış.

Saf ırk olsa olsa ya Amazon Ormanlarında, ya Afrika'nın en ücra coğrafyalarında küçük kulübelerinde yaşayan bir ırk olurdu.

Belki Urallarda-Altaylarda hala 2000 yıl önceki gibi yaşayan ve Şaman olan bir avuç saf Türk kalmıştır.
Ama onlar da kendilerine benzemediği için ve muhtemelen bozulduklarına inanacakları için bizim ırkçıları aralarına almazlar.

Ama hayır alırlardı.
Saf kalmış bir ırk herhalde ırkçılık gibi bir hastalığa da yakalanmamış olurdu.

okanoksak
Fri 6 July 2007, 12:52 am GMT +0300
yahu seneler evvel orta asya da görüşmelere giden türk heyeti ile orta asya türk devletlerinin temsilcileri arasında tatlı bir ÅŸakalaÅŸma oluyor. diyorlarki bizimkilere "çekik gözle gittiniz çakıl gözle geldiniz ..." 
doÄŸru da söylüyorlar... Bizler oralardan ayrıldığımızda çekik gözlü idik... yayıldık dünyaya  yerli halklarla karıştık.
hatta çekik göz genetik olarak baskın bir karakterdir.nesiller boyu fazla kaybolmaz. baskınlığını sürdürür. buna raÄŸmen yine de ben bizimkilere bakıyorum yine milletçe dikkatli baktığımızda çekik gözlüyüz.  ama genlerimizde içine karıştığımız insanlardan da parçalar var.dolaysıyla bir kiÅŸinin Türk olup olmadığına  genetik olarak da ıspatlamak ya da antropolojik bir test uygulayarak ta bakmak zor.

eh bizim tipimiz biraz türke benziyor.Türkmenistandan karakurumdan gelmiÅŸiz zamanında konyaya  ordan da bulgaristana  ÅŸumluya(ordan da rusların baskısı ile Türkiyeye)gözlerimizde çekiklik var...

cengizhanın soyundan geldiği ıspatlanan bir adam vardı... gecen sene internette haber oldu...
actım baktım
adamın tipi cengizhana filan benzemiyor...
ABD li sarışın bir adam.

ensari
Sat 7 July 2007, 12:15 am GMT +0300
saf ırk mı kalmışmıdır acaba? Büyük iskender'in makedonya'dan Hindistana kadar geçişinde bu bölgelere yerleşen helenlerin bu bölgelerdeki saf ırkları bozmasına yeter diye düşünüyorum. Diğer kavimler ve göçlerini hesaba katmadan...

Arthur
Sun 8 July 2007, 12:55 pm GMT +0300
Saf ırk tezi bilimle mantıkla akılla tezat, tek kelimeyle kafa tası milleyetçisi birinin söyleyeceği ezop masalları'dır.

Böylesine dengesiz ve değersiz fikirleri insanlığın artık sümen altı etme vakti gelmiştir, fakat bu ülkede halen 'faşist' partiler ve yandaşları oldukça bu pek mümkün olacak gibi görünmüyor,

Siz ne kadar bunun doğru olmadığına bilimle mantıkla akılla tezat olduğuna inandırmaya çalışırsanız çalışın, birileri bunu suistimal edecektir,

Emperyalist vampirler ise 'Mikro Milliyetçilik' yaptırarak, ölü bir fikri yaşar gibi göstermektedirler.